Asemptot: İnsanın Ulaşılamayana Olan Tutkusu
İnsan zihninin en büyük yanılsaması, bir gün varacağı ve sonsuza kadar dinleneceği o nihai limanın varlığına inanmasıdır. Zihnimize çaktığımız o hayali kazık; hedeflerimiz, ideallerimiz ya da kusursuzluk tasavvurumuzdur. Matematiksel düzlemde adına "asemptot" denen o ulaşılamaz doğru, insanın iç dünyasında tam da bu nihai limana karşılık gelir. Bizler ise o çizgiye doğru uzanan çaresiz ama tutkulu birer eğriyiz.
Hayat, henüz ulaşamadığımız şeylerin çekim gücüyle şekillenir. Bu durumu hayatın farklı alanlarında ve somut örnekler üzerinden şöyle görebiliriz:
Kariyer ve Başarı: "O Makama Bir Gelirsem..."
Zannederiz ki belirli bir mevkiye veya finansal güce ulaştığımızda içimizdeki o kadim eksiklik duygusu bitecek. İlerleme arzusuyla gaza basar, mesafeleri katbederiz. Grafikteki eğri hızla yukarı tırmanır.
Bir girişimci düşünün. Tek hayali şirketini kurup ilk 1 milyon dolarını kazanmaktır. Gece gündüz çalışır, hedefine %80, %90, %99 yaklaşır. Sonunda o parayı hesabında gördüğü gün, muazzam bir rahatlama hissedeceğini sanır. Ancak o noktaya vardığında, hissettiği zafer duygusu birkaç gün içinde söner. Zihin hemen yeni bir asemptot çizer: "Şimdi şirketi 10 milyon dolarlık değere ulaştırmalıyım." Ulaşılan hedef artık bir asemptot olmaktan çıkmış, sıradan bir gerçekliğe dönüşmüştür. Bizi yeniden yola düşüren şey, bitmek bilmeyen o yeni mesafedir.
İlişkiler ve Aşk: Ruh İkizliği İllüzyonu
Asemptotik ilişkinin en zarif yüzü sevgide çıkar karşımıza. Bir insanı ne kadar çok severseniz sevin, onunla ne kadar hemhal olursanız olun, iki ayrı varlık olmanın getirdiği o mikroskobik mesafe sonsuza kadar kalır.
Birbirine delicesine aşık ve yıllardır birlikte olan bir çifti ele alalım. Birbirlerinin mimiklerinden ne düşündüklerini anlayacak kadar yakınlaşmışlardır (eğri, asemptota neredeyse yapışmıştır). Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, partnerinin zihninin en karanlık odasına giremez, onun bir çocukluk travmasında hissettiği acıyı birebir deneyimleyemezler. İşte o %1'lik erişilemez alan, insani mesafedir. Zaten aşkı ve keşfetme arzusunu diri tutan da o mesafenin kendisidir; partnerinizi %100 tüketip çözseydiniz, geriye merak edecek bir şey kalmazdı.
Kişisel Gelişim ve Mutluluk: Hedonik Adaptasyon
Psikolojide insanın sürekli bir ideal huzur haline ulaşmaya çalışması ama her defasında eski nötr haline dönmesi durumu, tam bir asemptotik harekettir.
Yıllarca hayal ettiği müstakil, bahçeli evi almak için çabalayan birini düşünün. Evi aldığı ilk birkaç ay mutluluk seviyesi zirve yapar. Ancak zamanla o ev yeni "normali" haline gelir. Bahçeli ev artık onu sonsuz mutlu kılmaz; mutluluk çizgisi, ideal mutluluk asemptotuna paralel şekilde düzleşir. İnsan, koşullar ne kadar iyileşirse iyileşsin, tam ve sürekli bir tatmin durumuna teğet geçer ama içine giremez.
Yolda Olmanın Anlamı
İlk bakışta bu durum trajik bir kader gibi görünebilir: "Asla ulaşamayacaksak, neden bu çaba?"
Oysa insanı insan yapan, o çizgiye varması değil; o çizgiye doğru yürürken geçirdiği dönüşümdür. Eğer eğri bir gün o doğruya temas etseydi, hareket dururdu. Temas, tamamlanmaktır; tamamlanmak ise durağanlık ve bitiştir.
İstek bir asemptottur çünkü insan tamamlanmak için değil, tamamlanmaya giden yolda yürümek için tasarlanmış bir varlıktır. O ulaşamadığımız son %1'lik kısım, bizi yarın sabah yataktan kaldıran yegane şeydir.



Yorumlar